Kazanan Macron oldu

ÖNÜMÜZDEKİ beş yılda Fransa’yı yönetecek ismi belirlemek üzere sandık başına giden Fransız seçmenler son sözlerini söyledi. Sandık çıkışlarına dayanılarak verilen ilk sonuçlara göre seçimin galibi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron oldu. Fransa’da 1981’den bu yana ilk kez iki aynı ismin ikinci kez karşı karşıya geldiği seçimlerde Macron, oyların yüzde 58.2’sini aldı. Rakibi aşırı sağcı Marine Le Pen ise 41.8 oyda kaldı. Bu oran Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aşırı sağın şu ana kadar aldığı en yüksek oy olarak kayıtlara geçti.

İki zıt tezin yarıştığı seçimde Fransız seçmenlerin tercihi ilk görev döneminde devreye soktuğu projeleri küçük değişikliklerle sürdürmek isteyen ve Avrupa Birliği ile NATO’yu odakta tutmasıyla öne çıkan Macron olduysa da sandıktan çıkan sonuç “tam destek” anlamına gelmiyor. Macron’un ulaştığı oy oranının büyük bölümü aşırı sağın iktidara gelmesine engel olma amaçlı “baraj oylardan” oluşuyor. Sonuçların açıklamasından çok kısa bir süre sonra açıklama yapan Le Pen, yükselen oy oranına atıf yapıp temsil ettikleri görüşlerin zirveye ulaştığını söyleyerek, “Bu geceden çıkan sonuç kendi içinde parlak bir zafer” dedi.

Kazanan Macron olduSonuçların ardından seçmenlerine seslenen Le Pen, sonuçları “kendi içinde parlak bir zafer” olarak nitelendirdi.

BRÜKSEL RAHAT NEFES ALDI

Fransa seçimleri, ülke sınırlarını aşan etki yaratma potansiyeli nedeniyle AB ve NATO tarafından da çok yakından izlendi. Özellikle Le Pen’in olası galibiyetinin her iki kurum açısından son derece olumsuz sonuçlar doğurma riski içermesi Brüksel’de endişeye neden oluyordu. İlk tur sonuçlarının ardından yapılan anketlerde AB ve NATO’yu odakta tutan yaklaşımıyla tanınan Macron’un sürekli önde çıkması belli bir rahatlama yarattıysa da tedirgin bekleyiş ikinci tur sonuçları açıklanana dek sürdü. Seçim sürecinde yüksek sesle dile getirilmese de hem AB’nin hem de NATO’nun başından bu yana tercihi Macron’du.

Macron’u ilk kutlayan isimlerden olan AB Konseyi Başkanı Charles Michel, çalkantılı bir dönemde sağlam bir Avrupa ile daha egemen ve daha stratejik bir AB’ye tamamen angaje olmuş bir Fransa’ya ihtiyaç duyduklarını belirterek, “Fransa’ya beş yıl daha güvenebiliriz” dedi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de mükemmel işbirliğini sürdürecek olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, “Birlikte Fransa ve Avrupa’yı ilerleteceğiz” ifadelerini kullandı. AB liderleri de Macron’u mesaj yağmuruna tuttular.

MARATON BİTMEDİ

Yeni Cumhurbaşkanı dün yapılan seçimle belirlenmiş olsa da siyasi maraton henüz tamamlanmadı. Fransa’daki sistem nedeniyle Cumhurbaşkanı’nın parlamentoda çoğunluğa sahip olması kritik önemde. Macron’un, 2017 seçimleri sonrasında olduğu gibi, bu çoğunluğu sağlayıp sağlayamayacağı ise 12-19 Haziran’da yapılacak parlamento seçimlerinde belli olacak. Siyasi yelpazedeki değişikliklerin bu seçimlerin sonucunu etkileme ve Macron’un işini zorlaştırma potansiyeli oldukça yüksek.

20 YILDIR İLK KEZ

MACRON’un galibiyeti Fransız siyaseti açısından önemli iki gelişmenin yaşanmasına da neden oldu. Fransa’da Cumhurbaşkanı’nın doğrudan seçilmeye başlandığı 1965’ten bu yana iki dönem seçilebilen isim sayısı düne kadar ikiydi. Macron, elde ettiği sonuçla ikinci dönem için seçilmeyi başaran üçüncü isim oldu. Emmanuel Macron, dünkü seçim sonuçlarıyla Marine Le Pen’i geride bırakarak, 2002’de üst üste ikinci dönemde seçilmeyi başaran eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın ardından son 20 yılda bunu başaran ilk lider oldu.

TÜRKİYE’YLE DİYALOĞA DEVAM

SEÇİMLERDEN zaferle ayrılan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Türkiye’yle ilişkilerde radikal değişikliğe gitmesi beklenmiyor. Macron, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine sıcak bakan bir isim değil ve mevcut parametrelerle olası bir üyeliğin mümkün olmadığı görüşünde. Bununla birlikte, aşırı sağcı Marine Le Pen’in aksine, Türkiye’yle üyelik müzakerelerini resmen kesme doğrultusunda adım atma niyeti yok. Macron, uzun vadede Türkiye’nin Batı’ya sırtını dönmesinin engellenmesi gerektiğini düşünüyor. Macron, geçtiğimiz yıllarda başta Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz olmak üzere pek çok konuda Türkiye’yle gerginliği tırmandırmaya dayalı bir politika izledi. Geçen yılın sonuna doğru ise izlediği politikanın tıkanması, tırmandırma yaklaşımıyla ilerleme sağlayamadığını görmesi ve Ankara’nın gerilimi düşürme isteğinin etkisiyle Türkiye stratejisini değiştirmeye başladı. Gelinen aşamada işbirliği ve diyaloğu yeniden öne çıkarma çabası dikkat çekiyor. Macron’un yeni dönemde de karşılıklı çıkar alanlarına öncelik vererek bu çizgiyi koruması kuvvetle muhtemel.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*