Ankara’nın Beypazarı ilçesine bağlı Doğanyurt köyünde kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi kurmayı amaçlayan Yusuf Ağa Maden şirketi, daha önce iptal edilen projesi için yeniden başvuruda bulundu. Bu bölgede 23 milyon yıl öncesine tarihlenen ağaç fosilleri mevcutken, köylülerin sit alanı ilan edilmesi talebi dört yıldır sonuçlanmadı.
Cumhuriyet’ten Emirhan Çoban‘ın haberine göre, 2022 yılında ‘ÇED gerekli değildir’ kararıyla başlayan proje süreci, köylüler ve çevre aktivistlerinin açtığı davalar sonucunda durduruldu. Şirketin Yargıtay’a taşıdığı süreçte de karar köylüler lehine onandı. Ancak bu kez şirket, ÇED süreci kapsamında yeniden başvuruda bulundu.
Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nden orman mühendisi Ahmet Demirtaş, şirketin ısrarını şöyle ifade etti:
“Bu gelişmeler sonrasında şirket, ‘su uyur sermaye uyumaz’ derler ya, bir yere başvurunca o bölgeden vazgeçmiyor. Sürekli olarak çaba gösteriyorlar. O dönemdeki başvuru alanının sınırlarını değiştiriyorlar. ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı alabilmek için uygulama yapılacak alanın 25 hektardan küçük olması gerekiyor. Onlar da 14 hektar veya 23 hektar olarak gösteriyorlar. Şimdi baktılar ki ‘ÇED gerekli değildir’ kararı iptal oldu, bu sefer ÇED yapacak şekilde alanı genişletip yeniden başvurdular. Biz de ayın 20’sinde köye bilgilendirme toplantısı için gittik.”
Demirtaş, 20 Ekim 2026’da gerçekleştirilen toplantıya köylülerin katılmadığını ve yaklaşık 80 kişinin imzaladığı “Maden istemiyoruz” yazılı dilekçenin yetkililere sunulduğunu belirtti.
Projeye göre maden ocağı köye 500 metre, kırma-eleme tesisi ise 300 metre mesafede kurulması planlanıyor. Çalışmalar sırasında 42 farklı noktada delikler açılarak dinamit patlatılacağını ifade eden Demirtaş, bunun köydeki evlere ve yaşam koşullarına zarar verebileceğini söyledi.
Çevrecilerin ve köylülerin yaptığı araştırmalarda bölgede bataklık servisi, sekoya, çam, akçaağaç, erguvan, sakız ağacı gibi türlere ait fosiller tespit edildi. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Ünal Akkemik aracılığıyla incelenen fosillerin bölgenin geçmişteki iklimi ve orman yapısı hakkında bilgi sunduğu belirtildi.
Hazırlanan raporda iki farklı fosil alanından alınan örneklerin erken Miyosen döneminde, yani yaklaşık 18-23 milyon yıl önce bölgenin zengin bir ağaç çeşitliliğine sahip olduğunu gösterdiği kaydedildi. Raporda ayrıca fosillerin bulunduğu alanların çevresiyle birlikte korunması gerektiği vurgulandı.
Köylüler, bölgenin korunması amacıyla 2022 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sit alanı ilan edilmesi için başvuruda bulundular. Ancak üzerinden geçen dört yıla rağmen henüz bir karar verilmedi.
Demirtaş, maden çalışmalarının yeraltı sularını da etkileyebileceğini belirterek sözlerine şöyle devam etti:
“Bunlar eşsiz bilgiler sunuyor. Bu köyde çok sayıda çeşme var. Dinamitler patlatıldığında yeraltı su düzenini değiştirebiliriz ve bu çeşmelerden çoğu kuruyabilir. Beypazarı’ndaki müzede bu köyden alınmış birçok ağaç fosili ile deniz kabuğu fosili örnekleri mevcuttur.”
( ALINTI www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/beypazari-nda-korunmasi-gereke… )