Türkiye, 2008 yılında başlamış olan “varlık barışı” uygulamaları ile yeniden gündemde. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışında bulunan para, altın ve menkul kıymetlerin düşük vergi oranlarıyla ülkeye getirilmesine ilişkin yaptığı son açıklamalar, vergi adaletsizliği ve gri liste riski gibi konularla birlikte tartışmalara yol açtı. Uzmanlar, uygulamanın ülke ekonomisine katkı sağlamaktan ziyade kayıt dışı servetleri desteklediğini öne sürüyor.
Varlık barışı uygulamaları ile yurtdışındaki kaynakların “Nereden buldun” sorgusu yapılmaksızın Türkiye’ye getirilmesi, yurtiçindeki kayıt dışı varlıkların işletme kayıtlarına dahil edilmesi ve beyan edilen varlıklardan belirli oranlarda vergi tahsil edilmesi hedefleniyor. Ancak, bu gelir hedeflerinin pek de karşılık bulmadığı görülüyor. Örneğin, 2013 yılında yapılan varlık barışı düzenlemesi ile yurtdışından getirilen miktarın sadece yüzde 2 vergiye tabi tutuldu. Bu süreçte toplam 69.8 milyar lira beyan edilirken, tahakkuk eden vergi 1.4 milyar lira oldu ve bunun yalnızca 209.2 milyon lirası tahsil edildi. Türkiye’ye getirilen ve vergisi ödenen miktar ise 10.5 milyar lira ile sınırlı kaldı. 2016, 2018, 2019, 2020 ve 2022 yıllarındaki varlık barışı düzenlemeleri de benzer bir şekilde, yeterli şeffaflık olmadan gerçekleştirildi.
CHP Hazine Maliye Politikaları Başkanı Kerim Rota, vergi affı, matrah artırımı ve yapılandırma gibi düzenlemelerin geçmişte toplamda 40 defa yapıldığını, bunlardan 15’inin ise 2002 sonrası dönemde gerçekleştiğini belirtti. Rota, “18 yılda sekiz varlık barışı ve birçok vergi affı uygulandı ama hiçbirinde beklenen kaynağa ulaşılamadı. Faydalananlar genellikle kayıt dışı ekonomiden elde ettikleri servetleri kayda geçirmek isteyenler oldu. Gelen paralar hızla geri çıktı veya vergisiz hale geldi” dedi. Ayrıca, bu uygulamaların hükümetin paraya olan acil ihtiyacını gösterdiğini ve yatırımcıların fırsat kaybetme endişesi yaşamadan bekleme eğilimi göstereceğini vurguladı.
Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, piyasalarda son zamanlarda yaşanan dolandırıcılıklara dikkat çekti. Başak, “Bir faktoring şirketinin değeri 908 milyar TL iken, Koç ve Sabancı Holding’in toplam değeri 722 milyar TL. Bu gelişmelerin hileli işlemler olmadan mümkün olması imkânsız.” ifadelerini kullandı. Ayrıca, varlık barışının uluslararası düzeyde olumsuz karşılanabileceği ve özensiz bir yaklaşımın gri listeye girme riskini artıracağını belirtti.
Siyasal İktisatçı İnan Mutlu, yurtiçinde suçtan elde edilen veya vergiden kaçırılan gelirlerin yurtdışına çıkarıldığını ve dönem dönem bu varlıkların “Nereden buldun” sorgusu yapılmadan yurtiçine dahil edildiğini dile getirdi. Varlık barışının, kara para ile mücadelede denetim mekanizmalarının etkisini zayıflatabilecek bir unsuru oluşturduğunu da ekledi.